Bir öğrenci, dersine çok iyi çalıştığı, anlatılanları ve okuduğunu çok iyi anladığı ve bilgisinden de emin olduğu halde, bir de bakarsınız kırık not almış!Bu kırık notun nedeni, farkında bile olmadan işlediği bir dalgınlık hatasıysa,öğrenci öfkesinden ne yapacağını bilemez. Sınav kağıdını eline aldıktan sonra, adeta dövünür: “Ben bunu biliyordum, bu hataya nasıl düşebildim?” diye sızlanır durur…
Örneğin, çok basit bir toplama, ya da yazım hatası işlemiştir. Ya da soruyu dikkatli okumadığından vereceği doğru yanıtı karıştırmıştır.
Bu tür hataların, çalışıp çalışmamakla hiçbir ilgisi yoktur. Ama böyle diye, bu hataları ciddiye almamak mı gerekir? Kesinlikle hayır! Dalgın öğrenci, her seferinde kendisini şu sözlerle avutmaya kalkışmamalıdır: “Ne yapalım? Ben bunu biliyordum aslında!” Küçük bir engele takılarak, hedefe ulaşamayan insan, sebep ne olursa olsun, yarı yolda kaldı demektir!
Önleyebilecekleri hataları, öğrenciler acaba neden böyle sık sık işliyorlar? Yanıtlarını bir kez daha incelerken, işledikleri hatalar neden gözlerine çarpmıyor?
Psikologlar, bu hataların dört temel nedene dayandığını açıklıyor:
*Okuldaki başarısızlığından dolayı cezalandırılan çocuk, çalışmaktan öyle bir soğur ki, elinden gelse dersle ilgili her şeyden kaçmak ister. Önündeki kağıda baktığı halde, yazdıklarının, özellikle nefret ettiği hataların farkına bile varmaz.
*Okulla hiç ilgisi olmayan sorunlar, çoğunlukla öğrenciyi öyle etkiler ki,kendisini önündeki derse tam anlamıyla veremez. Bu sorunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz: Ana-baba geçimsizliği, kardeşler arasındaki rekabet, arkadaşlar arasındaki geçimsizlik ve aşık olmak…
*Çocuk, öğrendiklerinin hiçbir zaman işe yaramayacağı inancındadır. Yapılan araştırmalar, şunu kanıtlamıştır: Dersi anlamsız bulan çocuk, son derece dağınık çalışır, sık sık hata işler.
*Beyindeki en küçük organik bozukluk bile, dikkatin bir noktada toplanmasını önler.